Trump’ın Ortadoğu / İsrail planı

Bunu iki döneme ayırmak lazım: 2020 planı ve 2025’te öne çıkan “Gaza / İsrail-Hamas” planı. 2020 “Peace to Prosperity” Planı Trump yönetimi, 2020 yılında “Peace to Prosperity: A Vision to Improve the Lives of the Palestinian and Israeli People” adlı planı (Kuşner / ekibiyle) açıkladı.  Öne çıkan maddeleri şunlar: Filistin’e sınırlı bir devlet önerisi var,“Trump’ın Ortadoğu / İsrail planı” yazısının devamını oku

İsrail Ürünleri, Vaadedilmiş Toprakların Harcıdır

Türkiye’de son dönemde bazı markalara karşı başlatılan “boykot” tartışmaları küçümsenecek bir mesele değil. Çünkü mesele sadece bir kola, bir cips ya da bir telefon markasından ibaret değil. Mesele, bizim düşmanımız olan bir zihniyete para kazandırıp kazandırmadığımızdır. Bugün İsrail menşeli ürünleri almak, sadece bir tüketim tercihi değil; onların savunma sanayisine destek vermek demektir. Çünkü bu şirketlerin“İsrail Ürünleri, Vaadedilmiş Toprakların Harcıdır” yazısının devamını oku

Popülizmin Bedeli:Ekonomi

Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri, yıllardır ekonomide akılla değil kulakla hareket edilmesidir. Kitleler “hemen zam”, “hemen kadro”, “erken emeklilik” diye bağırdığında, iktidar bazen bu baskılara boyun eğdi. Oysa iktidarın görevi, günü kurtarmak değil, geleceği kurmaktır. Evet, AK Parti bazı noktalarda halkın baskısına ve popülist taleplere boyun eğdi. Ama bu taleplerin kaynağına bakıldığında, asıl fitili ateşleyenlerin“Popülizmin Bedeli:Ekonomi” yazısının devamını oku

Batı’ya giden herkes, bu milleti sırtından hançerliyor.

Türkiye, yıllardır yükseköğretim alanında büyük bir fedakârlık yapıyor. Özellikle tıp fakülteleri, diş hekimliği, eczacılık ve hemşirelik gibi alanlarda devlet üniversiteleri üzerinden verilen eğitim, bütçeden milyarlarca lira harcanarak karşılanıyor. Bir öğrencinin bebeklikten doktor olarak mezun olmasına kadar olan toplam maliyeti yaklaşık 300.000 Euro’yu buluyor. Bu maliyet, vergi veren Türk milletinin sırtından karşılanıyor. Ancak tabloya bakıyoruz: Devletin“Batı’ya giden herkes, bu milleti sırtından hançerliyor.” yazısının devamını oku

Türkiye’nin “Çelik Kubbesi”: Yerli Gücün Zirvesi

Türkiye, savunma sanayisinde artık sadece izleyen değil; seyri, kuralları hatta normları belirleyen bir oyuncu hâline geldi. Daha dün “yapılsa ne olurdu?” diye tartışılan sistemlerden biri bugün sahnede parlıyor: Çelik Kubbe. Bu yazıda, Çelik Kubbe’nin ne kadar eşsiz olduğunu ve Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde nasıl yerli ve milli bir zafere dönüştüğünü seninle konuşalım. 1. Çelik Kubbe“Türkiye’nin “Çelik Kubbesi”: Yerli Gücün Zirvesi” yazısının devamını oku

“Fatih’in Emaneti, Recep Tayyip Erdoğan’ın İradesiyle Ayağa Kalktı”

İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in ilk yaptığı işlerden biri, fethedilen şehrin sembolü olan en büyük yapıyı – yani Ayasofya’yı – ziyaret etmek oldu. Ayasofya’nın kubbesi altına geçip yere secde etti. Bu, hem fiziksel hem de sembolik anlamda, şehrin artık kime ait olduğunu tüm dünyaya ilan eden bir adımdı. O an yalnızca bir şehri değil,““Fatih’in Emaneti, Recep Tayyip Erdoğan’ın İradesiyle Ayağa Kalktı”” yazısının devamını oku