Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri, yıllardır ekonomide akılla değil kulakla hareket edilmesidir. Kitleler “hemen zam”, “hemen kadro”, “erken emeklilik” diye bağırdığında, iktidar bazen bu baskılara boyun eğdi. Oysa iktidarın görevi, günü kurtarmak değil, geleceği kurmaktır. Evet, AK Parti bazı noktalarda halkın baskısına ve popülist taleplere boyun eğdi. Ama bu taleplerin kaynağına bakıldığında, asıl fitili ateşleyenlerin CHP ve muhalif sol kesim olduğu apaçık ortada.
Yıllardır CHP’nin siyasette üretebildiği tek şey popülizm oldu.
“Erken emeklilik olsun” dediler, iktidar da sosyal güvenlik sistemine ağır yük bindiren kararlara zorlandı.
“Faiz insin, faiz sebep” diye yıllarca bağırdılar, düşük faiz politikalarıyla enflasyon ateşi harlandı.
“Kamuya daha fazla kadro” diye dayattılar, bütçe şişti, verimlilik dibe vurdu.
“Asgari ücrete sürekli zam” diye ısrar ettiler, enflasyonu daha da azdırdılar.
CHP hiçbir zaman gerçekçi bir program ortaya koymadı, sadece günü kurtaracak vaatlerle kitleleri kışkırttı. AK Parti de milletin hoşnutsuzluğunu dindirmek adına bu taleplere kulak verince, faturası bütün ülkeye çıktı.Bugün çıkıp da “ekonomi bu hale geldi” diye bağıran aynı muhalefet.
Gerçek şudur: CHP hiçbir zaman çözüm üretemedi, bundan sonra da üretemez. Çünkü onların zihniyeti popülizmden başka bir şey bilmez. Halkın kulağına hoş gelen ama ülkenin geleceğini tüketen vaatlerle siyaset yapmayı marifet sayarlar. Muhalefet olmayı bile beceremediler.
Türkiye’nin yeniden güçlü bir istikrar rotasına girmesi için gereken, kısa vadeli taleplere değil uzun vadeli akla yaslanmaktır. İktidar, milletin anlık heveslerine göre değil, ülkenin geleceğine göre karar vermelidir.AK Parti kulaklarını kapatmalıydı, popülizme yenik düşmemeliydi.

