Batı’ya giden herkes, bu milleti sırtından hançerliyor.

Türkiye, yıllardır yükseköğretim alanında büyük bir fedakârlık yapıyor. Özellikle tıp fakülteleri, diş hekimliği, eczacılık ve hemşirelik gibi alanlarda devlet üniversiteleri üzerinden verilen eğitim, bütçeden milyarlarca lira harcanarak karşılanıyor. Bir öğrencinin bebeklikten doktor olarak mezun olmasına kadar olan toplam maliyeti yaklaşık 300.000 Euro’yu buluyor. Bu maliyet, vergi veren Türk milletinin sırtından karşılanıyor. Ancak tabloya bakıyoruz: Devletin imkânlarıyla yetişmiş binlerce doktor, mezuniyet sonrası Türkiye’ye hizmet etmeden Almanya, Amerika, İtalya gibi ülkelere göç ediyor.

Sonuç ne oluyor?

Türkiye, kendi kaynaklarını tüketiyor, milletin parasıyla yetiştirdiği değerleri başka ülkelere hediye ediyor. Almanya ve Amerika gibi ülkeler, hazır, yetişmiş doktoru sıfır maliyetle kendi sağlık sistemine katıyor. Böylece bizim gençlerimiz ülkeye hizmet etmeden başka ülkelerin kalkınmasına ufak da olsa katkı sağlamış oluyor. Bu durum hem adaletsiz hem de stratejik bir kayıp.

Mesele Sadece “Beyin Göçü” Değil, Milli Birlik Meselesi

Beyin göçünü sadece bireysel tercih olarak görmek büyük hata olur. Çünkü bu olay, aslında milli kaynakların başka devletlere transfer edilmesi demektir. Vergisini ödeyen işçiden memura, çiftçiden esnafa kadar her Türk vatandaşının cebinden çıkan paralar, başka ülkelerin sağlık sistemine çalışmış oluyor. Bu, iktisadi bağımsızlık açısından da riskli bir tablo.

Çözüm Önerisi: “Tazminat Yasası”

Devlet bu konuda adım atmalı. Nasıl ki bir öğrenci KYK kredisi aldıysa mezuniyet sonrası ödeme zorunluluğu varsa, aynı mantık tıp fakültesi gibi devlet üniversitelerinden mezun olanlarda da geçerli olmalı. Önerim:

Yasal Takip Mekanizması

Devlet üniversitelerinden tıp, diş hekimliği, eczacılık gibi alanlarda mezun olan öğrenciler, mezuniyet sonrası en az 5 yıl Türkiye’de kamuya hizmet etmek zorunda olmalı.

Tazminat Şartı

Eğer bu yükümlülüğü yerine getirmeden yurtdışına çıkmak isterlerse, devlete bir tazminat ödemek zorunda kalmalı. Bu tazminat, eğitim maliyetinin hesaplanmış bir bedeli olabilir (örneğin 300.000 Euro değil, makul bir oran: 100.000 – 150.000 Euro).

Vadeli Ödeme Kolaylığı

Bu ödeme tek seferde değil, vadeye bölünerek yapılabilir. Böylece kişi yurtdışında çalışmaya başlasa bile Türkiye’ye karşı borcunu öder.

Sosyal Güvenlik Bağı

Yurtdışında çalışan bu kişilerin, Türkiye’de sigorta ve sosyal güvenlik sistemine kayıtlı olmaları sağlanabilir. Böylece takip kolaylaşır.

Türkiye’nin öz kaynağı olan gençleri, başka ülkelerin ekonomisine ücretsiz ihraç etmesine izin veremeyiz. Devletimizin yaptığı yatırımın karşılığını ya hizmetle ya da tazminatla alması gerekir. Aksi halde Türkiye sürekli kaybeden, Batı ise kazanan taraf olur.

Unutmayalım: Bu mesele sadece bir eğitim meselesi değil, bir milli çıkar meselesidir. AK Parti hükümetinin yıllardır savunduğu “yerli ve milli duruş” tam da burada devreye girmeli. Türk milletinin alın teriyle yetişmiş her doktor, her mühendis, ya bu millete hizmet etmeli ya da hakkını devlete ödemelidir.

Milletimizin alın teriyle yetişmiş doktorun başka ülkelere bedavaya gitmesi, aslında modern bir sömürü düzenidir. Batı ülkeleri, bizim vergimizle yetişmiş insanları sıfır maliyetle alıyor. Biz kaynağımızı tüketiyoruz, onlar refahını büyütüyor. İşte buna göz yumulamaz.

Modern Sömürgecilik

Eskiden Batı, Afrika’dan köle taşırdı. Bugün ise Türkiye’den “bedava doktor” ve “bedava mühendis” taşır hale geldi. Fark şu: Bu sefer zincir yok, ama gönüllü sömürgeleştirme var. Türk milletine borcunu ödemeden Batı’ya hizmet edenler, farkında olsun ya da olmasın, aslında Batı’nın modern işbirlikçileri oluyor.

Yorum bırakın