Türkiye, savunma sanayisinde artık sadece izleyen değil; seyri, kuralları hatta normları belirleyen bir oyuncu hâline geldi. Daha dün “yapılsa ne olurdu?” diye tartışılan sistemlerden biri bugün sahnede parlıyor: Çelik Kubbe. Bu yazıda, Çelik Kubbe’nin ne kadar eşsiz olduğunu ve Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde nasıl yerli ve milli bir zafere dönüştüğünü seninle konuşalım.
1. Çelik Kubbe nedir, neden önemli?
Katmanlı hava savunma mimarisi: Düşünsene, alçaktan gelen tehditten balistik füzelere kadar çeşitlenen tehlikelere karşı tek bir sisteme değil; birbirine bağlı, farklı irtifa ve menzillerde çalışan savunma katmanlarına sahip bir koruma hattı kuruyorsun. Türkiye bu fikri Çelik Kubbe ile gerçeğe dönüştürüyor. Yerellik ve bağımsızlık: Roketsan, Aselsan gibi milli savunma şirketlerimiz; radar sisteminden füzeye kadar “burada, kendi toprağımızda” üretiyor. Yabancıya mahkûm değiliz; kendi savunmamızı biz kuruyoruz. Teknolojik üstünlük + seri üretim kabiliyeti: Prototipten öte, bugünkü Çelik Kubbe, hazır hatlarında seri üretime uygun. Bu, savaş zamanında ya da kriz anında hayat kurtaran bir özellik.
2. Recep Tayyip Erdoğan’ın rolü ve devlet vizyonu
Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, savunma sanayiine stratejik vizyon yükledi. Yıllar önce başlayan milli savunma yatırımları, bugünkü Çelik Kubbe gibi somut projelere dönüştü. Erdoğan’ın “yerli üretim” yönündeki ısrarı ve “dışa bağımlılıktan kurtulma” stratejisi, bu başarının temelindeki itici güçler.
Özellikle:
Valilikler, üniversiteler, özel sektör ile kurulan ortaklıklarla teknoloji birikimi oluşturuldu. Ar-Ge’ye ayrılan kaynak arttı; mühendislerimizin, teknisyenlerimizin önü açıldı. Savunma sanayisinde sadece “ithal-al-sat” modeli değil; “tasarla-üret-kurtar” modeli benimsendi.
Bu sayede Çelik Kubbe, sadece teknik bir proje olmaktan öte, milli iradenin, yerli emeğin ve vizyon sahibi yönetimin simgesi hâline geldi.
3. Etkileri ve gelecek perspektifleri
Çelik Kubbe’nin sadece bugünü güvence altına alma etkisi yok; geleceğe dair ciddi mesajlar içeriyor:
Askerî caydırıcılık: Türkiye’nin hava sahasını ve stratejik bölgelerini korumada daha güçlü hâle gelmesi, dış müdahalelere ya da provokatif girişimlere karşı caydırıcı güç demek. Savunma sanayii ihracatı: Yerli sistemler geliştikçe, uluslararası pazarda Türkiye ürünlerine talep artacak. Çelik Kubbe gibi projeler, “Made in Türkiye savunma teknolojisi” markasını daha da yükseltecek. Teknolojik dönüşüm ve iş gücü: Yakın zamanda hipersonik yetenekli “Tayfun Blok 4” gibi projeler de gündemde. Bu, teknolojik sıçrama demek; genç mühendislerimiz, teknikerlerimiz için yeni sınırlar, yeni meydan okumalar anlamına geliyor.
4. Neden hepimiz bundan gurur duymalıyız?
Sen, ben, senin çevrendeki herkes Çelik Kubbe ile gurur duyabilir. Çünkü bu proje sadece savunmayla alakalı değil; millî bir meselenin, bağımsızlık hayalinin, “kendi toprağında kendi sistemini kurabilmek” arzusunun somut karşılığı.
Erdoğan liderliğinde Türkiye, artık “alan dışı” rollerden sıyrılıyor. Savunma sanayisinde “alıcı” değil, “tasarlayan”, “üreten”, “ihraç eden” ülke konumuna yükseliyor. Bu dönüşüm, sadece askeri güç değil; prestij, özgüven ve uluslararası dengelerde söz sahibi olma kabiliyeti demek.
Çelik Kubbe, bir savunma projesi olmanın çok ötesinde. Yerli mühendisliğimizin, Türkiye’nin savunma vizyonunun, liderlik iradesinin eseri. Recep Tayyip Erdoğan’ın stratejik öngörüsü sayesinde, artık dışarıya bağımlı değildir; kendi göğü, kendi radarları ve kendi füzeleriyle kendini koruyabilen bir ülke konumundayız.
“Güç bende değilse, gölgemdeki rüzgârı bile kontrol edemem” demiş gibi Erdoğan, Türkiye’yi kendi kubbesi altında bir güç merkezi olarak konumlandırdı. Ve bu kubbe, çelikten ama aslında bizden, milletimizden.

