“Fatih’in Emaneti, Recep Tayyip Erdoğan’ın İradesiyle Ayağa Kalktı”

İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in ilk yaptığı işlerden biri, fethedilen şehrin sembolü olan en büyük yapıyı – yani Ayasofya’yı – ziyaret etmek oldu. Ayasofya’nın kubbesi altına geçip yere secde etti. Bu, hem fiziksel hem de sembolik anlamda, şehrin artık kime ait olduğunu tüm dünyaya ilan eden bir adımdı. O an yalnızca bir şehri değil, bir çağı fethetmişti.

İslam hukukuna göre fethedilen bir şehirdeki en büyük ibadethane, fetheden komutanın tasarrufundadır. Bu hem bir egemenlik ilanıdır, hem de dini anlamda o şehrin yeni kimliğini sembolize eder. İstanbul’daki en büyük ibadethane Ayasofya idi. Fatih, bu yapıyı şahsi malı olarak vakfetti ve kıyamete kadar cami kalmasını şart koştu. Vakfiyede şu sert uyarı yer aldı:

“Kim bu vakfı değiştirirse, Allah’ın, meleklerin ve tüm müminlerin laneti onun üzerine olsun.”

1934’te alınan müze kararı, sadece bir idari değişiklik değil, aynı zamanda bir vakıf hakkının ve fetih iradesinin gaspıydı.

86 yıl süren bu sessizlik, milletin kalbinde hep bir yara olarak kaldı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, yıllarca bu meselenin üstüne gitti. Miting meydanlarında halkın önüne çıkıp,

“Zincirler kırılacak, Ayasofya özgürleşecek!” sözleriyle halkın gönlünde Ayasofya ateşini diri tuttu.

10 Temmuz 2020’de Danıştay, 1934 tarihli kararı iptal etti. Aynı gün Cumhurbaşkanlığı kararıyla Ayasofya’nın cami statüsü resmen geri geldi. 24 Temmuz’da Cuma namazıyla birlikte Ayasofya’da yeniden ezan okundu. Erdoğan bizzat Kur’an tilavetiyle açılışı yaptı. Bu sadece bir açılış değil, adeta tarihi tersine çeviren bir dirilişti.

Bu karar sadece Türkiye’nin değil, tüm İslam âleminin uyanışıydı. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi:

“Ayasofya’nın dirilişi, Mescid-i Aksa’nın özgürlüğe kavuşmasının da habercisidir.”

Ayasofya’nın açılması, Batı’ya bir mesajdı: Bu millet artık öz benliğine dönmüştür. Ayasofya, bir siyasi karardan öte, bir egemenlik meselesidir. Türkiye Cumhuriyeti, bağımsız ve hür bir devlettir; kimseye hesap vererek değil, milletinden aldığı güçle karar alır.

Benim için Ayasofya’nın yeniden açılması, sadece bir caminin kapılarının açılması değil; bir milletin öz benliğine dönüşüdür. Fatih Sultan Mehmet’in emanetine sahip çıkmak, sadece tarihe değil, dava şuuruna da sadakattir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bu adımıyla, milletin yüreğinde yıllardır kor gibi yanan bir hasreti dindirmiştir. Bugün Ayasofya’da yükselen ezan sesi, yalnızca İstanbul semalarını değil, ümmetin yüreğini de titretiyor. Bu adımı sadece siyasi değil, tarihi, manevi ve kutlu bir duruş olarak görüyorum. Allah bu yolda yürüyenlerden razı olsun.

Yazan: KAAN ENES DÜŞÜN

Tarih: 29 Temmuz 2025

Kaynaklar:

T.C. Cumhurbaşkanlığı Resmi Web Sitesi – Ayasofya Açılış Konuşması (24 Temmuz 2020) https://www.tccb.gov.tr

Danıştay 10. Daire Kararı – 2020/2596 https://www.danistay.gov.tr

Resmi Gazete – Ayasofya’nın Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İbadete Açılması https://www.resmigazete.gov.tr

TRT Haber – Erdoğan’ın Ayasofya Üzerine Sözleri ve Konuşmaları https://www.trthaber.com

Vakıflar Genel Müdürlüğü – Fatih Sultan Mehmet Vakfiyesi Orijinal Metni

İslam Fıkhı Külliyatı – Diyanet Yayınları (Fethedilen yerlerde ibadethane tasarrufu)

Yorum bırakın